Türkiye, koronavirüs salgını ile zorlu mücadele yeni bir viraja girdi. Kontrollü normalleşmenin yanı sıra vaka sayısı ilk kez 1.000’in altına inerek (son 2 günde yükselse de!), Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın tabiriyle ‘nihai başarının işaret fişeği’ görüldü. Piyasadan, sektörden gelen sinyaller de akıllara ‘Acaba otomotiv sektörü için de bir işaret fişeği olur mu? sorusunu getiriyor. Hiç kuşkusuz her sektörde olduğu gibi otomotivde de büyük zorluklar, sıkıntılar yaşanıyor. Ayakta kalmak için mücadele veriliyor ama bardağın dolu tarafına bakarsak olumlu işaretler de geliyor.
Üreticiler 13 Nisan’dan itibaren farklı tarihlerde üretime yeniden başladı. 11 Mayıs itibariyle tüm fabrikalar üretime yeniden dönmüş oldu. Alınan önlemlerle üretim kontrollü şekilde başladı. Aldığım bilgilere göre, fabrikalarda tempo yavaş yavaş artmaya başladı. Avrupa’da karantinanın sona ermesi ve Türkiye’de kontrollü normalleşme ile talebin artacağını öngören şirketler, özellikle bayram sonrasında üretim bantlarında hızı artıracak. Örneğin 11 Mayıs’ta üretime başlayan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, ay sonunda verimlilik düzeyini yüzde 96’ya çıkarmayı hedefliyor.
Markalar yeni modelleri pazara sunmaya başladı. Hatta ön siparişle şimdiden müşteri trafiğini ve satışları canlandırmak istiyorlar. Avrupa ve Türkiye’deki fabrikaların eski temposuna dönmesi, tedarik sıkıntısının çözülmesiyle birlikte markaların yeni modellerini ufak tefek sarkmalar dışında yetiştireceğini görüyoruz.
Kontrollü normalleşme ile birlikte otomotiv pazarında hareket hissediliyor. Düzenlenen kampanyalar talebi tetikliyor. Markaların genel kanısı bayram sonrası satışların canlanacağı yönünde. Pozitif bir hava hissediliyor. Ancak otomobil bulmada bir süre daha sıkıntı yaşanacak gibi. Fabrikalar eski üretim tempolarına ulaşıncaya kadar bu sorun sürecek.
1 Haziran’da ofislere dönülüyor
Holdingler ile büyük şirketler, 1 Haziran’dan itibaren ofislere geri dönmeye başlıyor. Her ne kadar nöbetleşe home office uygulamasına devam edilecek olsa da çalışma hayatı yeni normalleşmeye alışacak. Yılın ikinci yarısında hızlanması beklenen tempoya hazırlık yapılacak.
Biraz da teknik ve resmi verilere göz atarsak… Döviz kurundaki dalgalanma şimdilik geride bırakılmış görünüyor. Kalıcı olur mu? Birçok soru işareti var, sonuçta temel ekonomik göstergelerin durumu ortada. En azından otomobile gelecek yüksek zamların önü şimdilik kesilmiş oldu.
Her ne kadar TÜİK’in verileri tartışılsa da tüketici güven endeksi Mayıs’ta bir önceki aya göre yüzde 8.5 oranında arttı. Tüketici eğilimine ilişkin endeskte; gelecek 12 ayda otomobil satın alma ihtimali yüzde 7.3’ten yüzde 9.2’ye çıktı. Seyiye geçmiş dönemin gerisinde ama bir nebze olsun kıpırdanmayı gösteriyor. Bu oranın Ocak’ta yüzde 11.4, kamu bankalarının düşük faizli kampanya düzenlemeye başladığı Ekim 2019’da yüzde 11.7, Kasım’da yüzde 13.0 ve Aralık’ta yüzde 12.5 gibi yüksek seviyede olduğunu ekleyeyim.
Merkez Bankası son PPK toplantısında faizleri düşürürken, Mayıs ayının ilk yarı göstergelerinin kısmi normalleşme adımlarıyla birlikte dipten dönüş sinyalleri içerdiğini açıkladı.
Bu işaretler önümüzdeki dönem için umut veriyor. Gevşemezsek, bayram sonrası günlük vaka sayısının 500’e düşebileceği beklentisi var. Bu da kontrollü sosyal hayat için yeni kararların kademe kademe devreye girmesi yasakların kalkması demek. İşte o zaman ekonominin ve ticaret hayatının çarkları da hızlanacaktır. Sadece biraz daha sabır… Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı bayramlar.










