Otomotiv sektöründe son ÖTV düzenlemesine rağmen satışlar vites düşürmeden tam gaz devam ediyor. Her yıl olduğu gibi son 3 ay yine tempolu geçecek. Satışa sunulan yeni modeller ve şirketlerin kampanyalarını öne çekmesi, piyasayı canlı tutuyor. Olası kur zamlarından etkilenmemek adına satın alma kararını öne çekenler de hareketliliği artırıyor. Ekim ayında 85 bin adet ve üzeri bir pazar bekleniyor. Rekor yıl 2016’da Ekim’de 83 bin aracın satıldığını, 10 yıllık ortalamanın 63 bin 700 adet olduğunu hatırlarsak resmi daha net görebiliriz. Döviz kurundaki dalgalanma ile tedarik sorunu ise adeta Demokles’in Kılıcı gibi üzerimizde duruyor. Kur hem tüketicileri hem markaları zorluyor.
Müşterileri markadan soğutuyorlar
Eurodaki yükseliş devam ettiği sürece fiyatlar zamlanmaya devam edecek. Güncellenen matrah limitleri şimdiden eridi gitti, son 1 haftada birçok model bir üst vergi dilimine girdi, fiyatlar uçtu. Avrupa’daki pazarların toparlanması ile birlikte tedarik sıkıntısı sürüyor. Türkiye’deki fabrikalar kapasiteyi artırsa da talebe yetişmekte zorlanılıyor. Artan vakalar da cabası… Yerli-ithal tüm markalar daha fazla araç alabilmek için fabrikalara bastırıyor. Bayiler özellikle yeni çıkan modelleri alabilmek adına birbirleriyle yarışıyor. Hal böyle olunca piyasada uyanıklar türüyor. Uzun süredir bazı markaların satış danışmanlarının görevini kötüye kullandığını duyuyordum. Ancak iş artık ayyuka çıkmış, bazı müşterilerin sırf bu yüzden markadan soğuduklarını ve otomobil satın almaktan vazgeçtiğini öğrendim. Uyanıklar resmen ‘karaborsa’ sistemi kurmuşlar… Satış temsilcileri, farklı isimle kapora yatırıp otomobili bağlıyormuş. Bayiye gelen çok istekli müşterilere ‘10-15 bin lira karşılığında aracın önceliğini size verebilirim’ teklifinde bulunuyorlarmış. Otomobil hayaline erken kavuşmak isteyen birçok müşteri de bu şekilde araç satın alıyormuş. Büyük bir markada patlak veren bu skandal sonrası bu işe karışan satış danışmanları kovulmuş. Suistimali önlemek isteyen şirketler işi daha sıkı tutmaya başlamış, denetimleri artırmışlar.
Spot piyasa sorunu nasıl çözülecek?
Daha önce de müşterilere ‘Elimizde otomobil yok’ bahanesi uydurup, araçları galerilere satanlar ortaya çıkmıştı. ‘Al-satçı’ların yarattığı spot piyasaya ise çözüm hâlâ bulunamadı. Spot piyasadan ağzı yanan premium markalar bunun önüne geçmek için müşterilere takas veya finansman teklifi sunarak öncelik sağlıyordu. ‘Peşin alacağız, takas yapmayacağız’ diyen müşteriler, kibarca reddediliyordu. Ne kadar işe yaradığı tartışılır… Tedarik sıkıntısının yıl sonuna kadar sürmesi, hatta önümüzdeki yılın ilk çeyreğine sarkması bekleniyor. Bu da ‘işini bilen’ uyanıkların piyasadan yok olmayacağını, ‘Kardeşim serbest piyasa kimse silah zoruyla satmıyor’ zırhıyla haksız yere ceplerini doldurmaya devam edeceklerini gösteriyor. Bu yüzden şirketlerin daha fazla dikkat edip, marka imajını yerle bir edecek uyanıklara pabuç bırakmaması gerekiyor.











