Otomotiv pazarı yılın son virajına satış anlamında olmasa da oldukça hareketli girdi. Otomobil bulunamasa da zam yağmuru, tedarik sorunu, ikinci el pazarda ve galerilerde oluşan balon fiyatlar… En önemlisi tüm bu gelişmeler rağmen otomobil bulabilmek isteyen belirli bir müşteri profili. Son 1 ayda otomobile yüzde 70’e varan oranda zam geldi, yerliler bile yüzde 50’lik ÖTV diliminin uzağına düştü. Türkiye’nin en çok satan modeli Egea ailesinde yüzde 50 ÖTV dilimine giren sadece üç versiyon, Renault’da iki model kaldı. O da ‘gel gel’ modeller. Mayıs 2020’de Auto Ajans’ta büyük ilgi gören ‘100 bin TL’nin altında otomobil kalmadı’ diye haber yapmıştık. Şimdi 240 bin TL’nin altında otomobil yok, o da kampanyalı… B sınıfında fiyatlar 500 bin TL’ye ulaştı, C-HB segmentinin önemli oyuncularından VW Golf 650 bin TL’ye, VW Passat ile Peugeot 3008 GT 1.5 BlueHDi 800 bin TL’yi geçti. Liste böyle uzayıp gidiyor.
Herkes torpil peşinde ama…
Hangi yönetici ile konuşsam, telefonu çaldığı zaman tedirgin oluyor. ‘Patron bize otomobil bulabilir miyiz?’ talebinin ardı arası kesilmiyor. Genel müdürler özellikle de Türkiye’ye özgü ‘Hiç mi yok, bize de mi yok’ sorusuyla oldukça bunalmış. ‘Olsa niye satmayalım, tüketiciye cevap verememek kadar kötü bir şey var mı’ diye serzenişte bulunuyorlar. Bazı markaların tepe yönetimi de öyle uyanık bayiler gibi değil tabii. Babaları gelse torpil yapmıyorlar. Adı bende saklı bir genel müdür, kız kardeşini normal vatandaşlar gibi sıraya sokmuş. Ekim, Kasım derken sipariş Ocak’a kalmış. O dönemden bu yana gelen zamların hepsi doğal olarak otomobile yansımış. Ama o dışarıdan gelen telefonlara ‘Vallahi araç yok’ diye muhatap oluyor. Daha önce de aktardığım gibi Ankara’dan gelen adeta markette alışveriş yapar gibi ‘Bana 4 tane sar oradan’ mantığı ile tacizler sürüyor.
Bu ortamda talep ne kadar sürer?
Peki bu fiyatlarla ve bu ekonomik ortamda kimler otomobil bulmaya uğraşıyor? Önümüzdeki dönemde kurdaki dalgalanmanın devam edeceğini öngören ve zamdan etkilenmek istemeyen bir kesim var. Yatırım amaçlı düşünüyor, haklı da. Bu dönemi fırsata çevirmek isteyen galeriler ve al-satçıların, önemli miktarda otomobil kapattığını duyuyoruz. Hiç kuşkusuz serbest piyasa, anormal fiyatlara otomobil satın almak isteyenler varsa, kimse bir şey diyemez. Ama bu iş ne kadar sürer. Çip krizi önümüzdeki yıl da devam edecek ancak talep böyle bir konjonktürde devam eder mi? Tamamen soru işareti. 2022’nin ilk çeyreği, gidişatı belirleyecektir.
Kaos nasıl çözülecek?
Piyasada görülen bu düzensizliği ve suistimalleri çözmenin en basit yolu, Ocak ayı başında ÖTV matrah limit tavanının artırılması olacaktır. Sektörün önerdiği gibi yüzde 60’lık bir ara vergi dilimi de hem tüketicileri hem sektörü rahatlatacaktır. Öyle bir umut var mı? Döviz kurunu yükselterek, ithalatı dolayısıyla cari açığı kısmaya yönelik yeni ekonomi stratejisiyle bana zor gibi görünüyor. En azından, yılın başında çok zor. Tabii burası Türkiye, gece yarısı her şey değişebilir…










