Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), yeni ismiyle ilk kez gerçekleştirdiği basın toplantısında, otomotiv sektörüyle ilgili kısa, orta ve uzun vadeli beklentilerini paylaştı. ODMD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, “Kısa vadeli duruma baktığımızda, 24 Kasım tarihi itibariyle matrah tutarlarının güncellenmesi ile ilgili olarak sektörde uzun zamandır dile getirdiğimiz düzenleme yapıldı. Ancak matrah tutarlarındaki artışların etkisi sınırlı oldu” diye konuştu. ODMD olarak orta vadeli beklentilerini açıklayan Bozkurt, “Dünyada gelişen teknolojiler ile beraber bizim şu anda kullandığımız ‘1.6 litre motor hacminin üstü lükstür, altı değildir’ noktasının dışına çıktı. Orta vade beklentimiz, bu konuda temiz bir sayfa açıp kriterlerin gözden geçirilmesini sağlamak olacak. Gelişen teknolojilere uygun araçların ülkemizde de kullanılmasını istiyoruz. Tüketici yeni bir teknolojiye sahip aracı olduğu zaman daha çevreci ürünler kullanmış olacak. Hatta yakıt tüketimi konusunda da daha verimli araçlara kavuşmuş olacağız. Orta vade beklentimiz öncelikle sistemin gözden geçirilmesi yönünde” dedi.

Ali Haydar Bozkurt, dernek tarafından hazırlanan Türkiye Otomotiv Ekosistemi Gelişim Senaryoları ile üretimde öne çıkacak noktaları tespit ettiklerini belirterek, şu bilgileri verdi: “2023-2034 arası yılların modellendiği senaryoda Türkiye’de otomotiv ekosistemine uzun vadeli olarak baktığımızda, herkesin en başta ÖTV’nin kaldırılmasını talep ettiğini görüyoruz. Ancak bunun sadece bir günde yapılamayacağı bir gerçek. Aynı zamanda mevcut araç envanterinin değeri düşer ve başta filo şirketleri gibi envanter yöneten şirketlerin yönetemeyeceği durumlar yaşanır. Bu noktada otomotiv ekosistemini gözeten, sorumluluk sahibi bir yaklaşım göstermeliyiz. Biz de ODMD olarak uzun vadede ÖTV konusunu nasıl kaldırabiliriz diye kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdik. Bu sayede ülkemiz artık ‘otomobil üzerinden yüksek vergiler alan bir ülke’ şeklinde anılmaktan çıkar, ‘yeni teknolojiler için bir üretim üssü haline gelebilir’. Kısacası, Türkiye’nin otomotiv üretim üssü olmasının tam zamanı.”
Nasıl projeksiyon yapıldı?
Yapılan projeksiyona göre ÖTV oranı her yıl 7-8 puan azaltılacak ve 2034’te sıfırlanacak. Binek otomobilde yüzde 80 olan ÖTV oranı 2024’te yüzde 73’e, 2025’te yüzde 65’e, 2026’da yüzde 58’e, 2027’de yüzde 51’e, 2028’de yüzde 44’e, 2029’da yüzde 36’ya, 2030’da yüzde 29’a, 2031’de yüzde 22’ye, 2032’de yüzde 14’e, 2033’te yüzde 7’ye ve 2034 yılında sıfıra indirilecek.
Devletin vergi kaybı olacak mı?
Çalışmaya ÖTV kademeli olarak düşürülse de pazar büyüyeceği için devletin vergi kaybı 2030 yılına kadar olmayacak. 2030’da başa baş noktasına gelinecek. Pazarın büyüklüğü gören yeni yatırımcıların Türkiye’ye gelmesiyle vergi gelirlerinin azalması önleneceği öne sürülüyor.
Pazar 2 milyon adedin üzerine çıkar
ÖTV oranlarında kademeli bir indirim senaryosunda, otomobil ile hafif ticari araç pazarının 2034’e kadar 2.25 milyon adede kadar ulaşma potansiyeli var. 3 milyonlu adetler zorlanabilir.
Otomobil pazarının 1.5 milyon adedin üzerine çıkabilmesi olasılık dahilinde.
Pazarın gelişimi, Türkiye otomotiv sektörünün, dünya otomotiv ekosistemindeki yerini üst sıralara taşıyacak.
Bin kişiye düşen otomobil sayısı 219 adetten Doğu Avrupa ortalaması olan 365 adedin üzerine çıkacak
İhracat 50 milyar doları aşacak
Daha fazla marka/model üretimi mümkün olacak, otomotiv ihracatını 2 milyon adede ve 30 milyar dolar seviyelerinden 50 milyar doların üzerine çıkarma imkanı olacak.
Türkiye otomotiv sanayinin rekabetçiliğini artıracak olup 2 milyon adet olan üretim kapasitesinin 3 milyon adede çıkarılabilme imkanını sağlayacak.
Tedarik sanayinin ekonomik ölçeklere ulaşması ve yatırımlarını artırabilmesi mümkün olacak.
Ülkemize gelecek yeni üretim yatırımları ile beraber gerek yeni yan sanayi firmalarının ülkemizde yeni yatırımlar yapması gerekse mevcut yan sanayi firmalarının kapasite artırımı ile beraber katma değeri yüksek teknolojik komponentlere yönelim artacak.
Dönüşen otomotiv sektörü çevresinde, pazar/ihracat/üretimin artması, paydaş sektörlerle beraber katma değeri yüksek iş imkanlarının gelişimine fırsat tanıyacak.
İstihdam 750 bin kişiye ulaşacak
Otomotiv ve paydaş sektörlere ait istihdam yüzde 50 seviyelerinde artarak 750 bin kişiye ulaşabilecek.
Türkiye’deki araç parkının yaş ortalamasının düşmesinde, ÖTV’nin azalan bir takvimde indirilmesinin de olumlu etkileri olacaktır.
2. el araç ihracatı araç parkımızı gençleştirecek ve cari açığın kapanmasına olumlu etkisi olacak. Otomobil ve yan sanayi ihracatlarından yaratılacak dış ticaret fazlası ile yılda 10 milyar dolar daha cari açığın kapanmasına katkıda bulunabilecektir.
Verimsiz yakıt kullanımı düşecek ve olumsuz çevre etkileri azalacaktır.
Türkiye 2053 taahhüdüne paralel olarak Karbon Nötr ülke olma hedefine yaklaşacak.
MTV gelirlerinin 2034 yılına kadar toplam 15-20 milyar TL artacağı öngörülmektedir.
Senaryoda yer alan kademeli ÖTV düşüş projeksiyonuna göre ÖTV gelirlerindeki kaybın telafisi için, aracın yaptığı kilometre ile kirletici miktarına bağlı olarak vergi dağılımları düzenlenebilir.
Türkiye, Çinli üreticiler için önemli fırsat
Gerçekleştirditleri simülasyona göre kademeli olarak ÖTV oranlarının düşmesiyle birlikte bu rakamı sıfırlayacak bir senaryonun çalışıldığını anlatan Ali Haydar Bozkurt, şu bilgileri verdi: “Bu 10-15 yıllık süreçte üretim yatırımı almak gibi teşviklerin hazırlanması üzerine detaylar da devreye girmeli. Böyle bir adım atmak için tam olarak doğru zamandayız ve bu geçişi doğru yönetmeliyiz. Bu adımlarla birlikte otomobil ve hafif ticari araç pazarının 2034’e kadar 2 milyonun üstünde bir adede ulaşma potansiyeli var. Pazarın gelişimi, Türkiye otomotiv sektörünü dünya otomotiv ekosistemindeki yerini daha üst sıralara taşıyacaktır. Biz ülke olarak mevcut konjonktürde, yatırım ve üretim anlamında en avantajlı konumdayız. Böyle bir stratejik hamle ile bir yol haritası belirlememiz ve bu yol haritasına sadık kalmamız önem taşıyor. 2010 yılından itibaren ortalama iç pazar adetleri 800 bin adetlerde ve aslında 2 milyonu geçecek, 3 milyon adedi ise zorlayacak bir iç pazar potansiyelimiz var. Ortaya koyduğumuz senaryo ile otomotiv yol haritası oluşturularak, 2034’e kadar 1.000 kişiye düşen otomobil sayısı, 219 adetten Doğu Avrupa ortalaması olan 365 adedin üzerine çıkarken, daha fazla marka/model üretimi mümkün olacak, otomotiv ihracatı 2 milyon adede ve 30 milyar dolar seviyelerinden 50 milyar doların üzerine çıkarma imkanı olacaktır. Tedarik sanayinin de ekonomik ölçeklere ulaşması ve yatırımlarını artırabilmesi mümkün. Bu gelişmeler yeni yan sanayi firmalarının da ülkemizde yatırımlar yapmasına ve mevcut yan sanayi firmalarının kapasite artırmasına fırsat yaratacaktır. Özellikle son dönemde Çinli elektrikli araç üreticilerinin Avrupa pazarına giriş yapmakla ilgili önlerindeki en büyük zorlukların başında gümrük tarifeleri ve lojistik yönden uzaklık konuları gelmekte. Aslında Türkiye, Çinli otomobil üreticileri için en uygun üretim üssü olarak öne çıkabilecek fırsatları da barındırıyor.”











