Türkiye’de otomotiv sektörü her alanda vites yükseltti. Üretim iç pazarla çift haneli artarken, ihracat da Avrupa pazarları ile kaldığı yerden devam ediyor. Ocak ve Şubat’ta tüm zamanların en yüksek satışlarına ulaşılırken, Mart’ta da yeni rekor geldi. Toplam pazar 103 bin adedin üzerine çıktı. Peki C segment bir otomobilin fiyatının 1 milyon lirayı geçtiği ortamda bu kadar yoğun ilgi neden kaynaklanıyor? Otomotiv pazarının dinamik kalmasını sağlayan birçok faktör var. Pandemiden bu yana yaşanan tedarik sıkıntıları nedeniyle biriken talep, filo şirketlerinin araç parkını yenilemeye ihtiyaç duyması, negatif reel faiz ortamında tüketicilerin cebindeki parasını korumak istemesi, otomobilin gerektiğinde hızla nakde dönüştürülebilmesi, seçim sonrası kurların yükselebileceği düşünen vatandaşların satın alma kararını öne çekmesi piyasayı canlı tutuyor.
Tedarik iyileşiyor mu?
Otomobil satın almak isteyenlerin tek sorunu var, araç bulabilmek. Çip krizinin bir miktar hafiflediği, markaların elinin güçlendiği hissediliyor. Markalar geçen yıla oranla çok daha fazla araç getiriyor ama yetmiyor. İyileşmeye rağmen tüketiciler yerli modelde 2-3 ay, lükste 6 ay bekliyor. 3 yıldır ötelenen talepten bahsediyoruz. Çip krizinin yılın ikinci yarısında hafifleyeceğine dair öngörüler, sektörü umutlandırıyor. Stellantis de olumlu düşünen gruplardan biri. Geçtiğimiz günlerde sohbet ettiğim Peugeot Türkiye Genel Müdürü Gülin Reyhanoğlu, her çeyrekte tedarik sıkıntısının daha da azalacağını ve yılın ikinci yarısında daha rahat bir ortama kavuşulacağını söylüyor. Reyhanoğlu, daha fazla araç ithal ettiklerini, talebe yetişemediklerinin altını çiziyor. Hemen hemen tüm markalar için aynı durum söz konusu. Gülin Reyhanoğlu, deprem sonrası araca olan talebin ve mobilite ihtiyacının daha da arttığını gözlemlediklerine dikkat çekiyor.
Ne var ne yoksa gider
Genel beklenti temponun seçim sonrası düşeceği yönünde. Döviz kuru ile faizlerin seyri, piyasanın gidişatını belirleyecek. Yıl sonu için 800 bin adetler konuşuluyor. Benim beklentim daha yukarıya çıkılacağı yönünde. Özellikle deprem sonrası mobilitenin daha da öne çıkması, pazarın fren yapmasını engelleyecektir. Nisan ile Mayıs ayının çok hareketli geçeceğini biliyoruz. Özellikle kurun dalgalanmasından endişe eden tüketici, piyasanın daha da hareketlenmesini sağlayacaktır. Önümüzdeki iki ay ne var ne yoksa satılacaktır. Aylık 100 bin adetlik satış rakamlarına ulaşılırsa hiç şaşırmam…










