Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, iç pazarda yerli üretim satışların düşmeye devam ettiğine dikkat çekerek, bu durumun sektör adına tehlikeli olduğunu söyledi. Yılın ilk 6 aylık performansını değerlendiren Eroldu, “Yerli otomobilin payı geçen yıl % 32 iken, 2025’in ilk 6 ayda % 29’a düştü. Hafif ticari araçlarda % 20, kamyonda % 59’luk yerli paylarımız var. Yine otobüs ve traktörde %100’e yakın yerli payımız sevindirici ama diğer alt gruplarda maalesef performansımızın çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğiz. En yüksek yerli araç payı da % 46 olmuştu. Son 10 yıllık rakamlara baktığımız zaman sanayide düşme eylemi görüyoruz. Bu da aslında üretimi aynı şekilde olumsuz olarak etkiliyor” dedi.
2025’te üretim ve ihracat büyüyecek
İhracatın ilk yarıda adetsel bazda % 7.5 artmanın sevindirici olduğunu belirten OSD Başkanı, şunları kaydetti: “Ancak iç piyasada yerlinin payı azaldıkça biz her ne kadar ihracatı artırsak da ancak dengeye getirebiliyoruz. İlk 5 aya baktığımız zaman aslında başa baş bir ithalat-ihracat dengesi var. Tabii bu denge otomobilde oldukça bozuk. İlk 5 ayda 3 milyarlık bir eksi var otomobilde. Ticari araçlardaki fazla aslında otomobili kapatıyor ve bu şekilde dengeye geliyor bir yerde.”
2025’in ikinci yarısıyla ilgili beklentilerini de aktaran Cengiz Eroldu, üretim ve ihracatta büyüme beklentilerinin olduğunu söyledi. Eroldu, “Kötümser bakışta geçen seneye paralel, iyimser bakışla da % 10 üzerine çıkmasını bekliyoruz ki ilk 6 ayın trendi özellikle son 3 aydaki hem üretimde hem de ihracattaki aslında iyileşme temposu artış temposu bunu da destekliyor” diye konuştu.

Avrupa’daki kapasite fazlası bize geliyor
Eroldu, küresel otomotiv sektörüyle ilgili beklentilerini de şöyle anlattı: “Dünyaya baktığımız zaman öncelikle küreselde çok az miktarda bir azalma veya paralel de diyebiliriz bu tabloya en son tahminlere göre ama yine 100 milyonun altında bir rakam bekleniyor dünyadaki otomotiv imalatında. Avrupa’da ise biraz daha zayıflama öngörüsü var. Burada da 13 milyonlardan 12 milyonlara, daha sonra da, daha önce 14 milyon adet olan toplam talebin 13 milyonlara gevşeyeceği yönünde diyebilirim. Bu aslında bir tehdit. Tabii Avrupa’da da bir kurulu kapasite var. İki tehdit var… Bir tanesi talebin azalması bir tanesi de Çinli üreticilerin Avrupa’da daha fazla yer almaya çalışmaları. Buradan Türkiye pazarına da bu fazla kapasitenin gelmesi söz konusu. Bunu aslında iç pazarda ilk 6 ayda da görüyoruz. Avrupalı birçok markanın Türkiye’deki satışlarında şiddetli artışlar gözlemleniyor. Bu da tabii Avrupa’daki kapasite fazlasının bir sonucu.”











