Türkiye otomotiv sektörü yılın ilk yarısını rekorla kapatırken, Temmuz’da gelen ÖTV düzenlemesi sürpriz oldu. Yeni baremlerin eklenmesiyle yerlilere pozitif ayrımcılık yapıldı, % 80’lik dilime giren lüks modellerin ÖTV oranı % 100’e yükseldi. Yeni ÖTV oranları sonrası binek otomobillerin fiyatı ortalama % 7 oranında artarken, yerli modeller % 70’lik ÖTV dilimine girdiği için 70 bin liraya varan oranda ucuzladı, etiketler yine 1 milyon liranın altına geriledi. Peki hem tüketicilerin hem şirketlerin kafalarını karıştıran komplike vergi düzenlemesi otomotiv pazarını nasıl etkileyecek? Tüketicilerin 1-2 haftalık ‘bekle ve gör’ tavrından sonra beklentiler pazarın bu ay da 100 bin adet ve üzerinde çıkacağı yönde. Bu da geçen aylara göre bir miktar düşüş ancak Ağustos 2024’e göre büyüme anlamına geliyor. Yerli-ithal otomobiller arasında % 20’lik fiyat makasının oluşmasıyla bir anlamda tüketicilerin tercihleri değiştirmiş gibi görünüyor. Belki % 30’lara düşen yerlilerin payı, yeni düzenleme ile tekrar % 40’ların üzerine çıkabilir. Çünkü ithal-yerli dengesi kırmızı alarm veriyor.
Hedefler revize ediliyor mu?
Markalar ÖTV düzenlemesine karşın yılın geri kalan 5 ayı için oldukça umutlu. Örneğin geçen hafta hedeflerini açıklayan Citroen Türkiye, yıl sonu için belirlediği 71 bin adetlik rekor satıştan geri adım atmadı. Aynı şekilde Toyota Türkiye, 85 bin adetle tarihi zirvelere ulaşmayı planlıyor. Hatta 85 bin adedi şimdiden satmış, araç bulabilirlerse bu rakamı 105 bin adetlere çıkarabilecek yoğun talep varmış. Sohbet ettiğimiz Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış CEO’su Ali Haydar Bozkurt, ÖTV değişikliği sonrası olumsuz bir tepki olmadığını, ilginç bir şekilde pazarın rekora doğru gittiğini söylüyor. Yılbaşında 1 milyon 1.1 milyon adet olan toplam pazar öngörüsünü 1 milyon 250 bin-1 milyon 300 bin adede yükseltmiş.
Hangi faktörler etkiliyor?
Dile kolay, BDDK 3 yıldır kredi limitlerini güncellemedi, kredi muslukları kapalı, faizler yüksek, ÖTV oranları arttı ancak satışlar yine rekora gidiyor. Bu tempoyla giderse otomotiv satışları 3 yıl üst üste 1.2 milyon adedin üzerine çıkarak rekora imza atmış olacak. Olumsuz gelişmelere rağmen rekorun ayak sesleri otomotiv sektörü için de sürpriz olduğunu düşünüyorum. Ekonomide yaşanan zorlukları görünce, ‘ÖTV artışına rağmen otomobil satışları nasıl rekor kırabiliyor’ diye düşünüyor insan. Ali Haydar Bozkurt, birçok faktörün pazarı tarihi zirvelerine götürdüğünü belirtiyor. İşte o nedenler:
- Artan nüfusun etkisi, otomobil alacak yaşa gelenlerin yani yeni potansiyel müşterilerin pazara gelmesi, 1.000 kişiye düşen otomobil sayısının hâlâ çok düşük seviyede (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na göre bu sayı 194),
- Kişisel mobiliteye çok önem veriyoruz. Hem iş hem de özel kullanım amaçlı olarak mobilite olmazsa olmaz haline geldi.
- Büyük çaplı yaşlı araç parkı. Bu oran, araç değiştirme ihtiyacını tetikliyor. Satın alımların önemli bir oranını, zaten aracı olup değiştirenler oluşturuyor. Aradaki farkı karşılayabildiği anda aracını yeniliyorlar.
- Türkiye’de otomobil yenileme aralığı düşüyor. Geçmişte bu oran 5.5-6 yıl seviyelerindeydi ve bu oran biraz daha düşmüş durumda.
- Yatırım aracı olarak görülmesi (‘Hem ayağımı yerden keser hem 3 yıl sonra belirli değer üzerinden yine satabilirim’ düşüncesi),
- Hızlı nakite çevrilmesi (konutta bu süre çok uzayabiliyor).
Birkaç tane daha faktör eklemem gerekirse; konut satın alamayacakların otomobile yönelmesi, son dönemde paranın el değiştirmesiyle Anadolu’nun zenginleşmesi yani aileden birçok bireyin otomobil sahibi olması, kadın sürücülerin sayısının artması ve Türkiye’ye yerleşen yabancılar mobilite ihtiyacı. Otomotiv sektörünün tüm yöneticilerinin ortak görüşü, çok anormal bir gelişme olmadığı takdirde Türkiye’de otomobil satışları 1 milyon adedin altına gerilemez. Son 3 yıl gösteriyor ki 1.2 milyon adedin de altına inilmeyecek galiba…











