Türkiye otomotiv sektörünü yakından ilgilendiren ‘Made in Europe’ düzenlemesiyle ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında Türkiye’nin hangi koşullarda kapsama alınacağı belirsizliğini korurken, AB’nin lider ülkeleri Fransa ile Almanya’nın güç birliği tehlike çanlarının çalmasına neden oldu. Fransa ve Almanya, AB’nin otomotiv sektörüne yönelik 2035 emisyon hedeflerinin esnetilmesi ve ‘Made in Europe’ düzenlemesi konusunda uzlaşmaya vardı. Mutabakat, otomobillerin karbon emisyonlarına ilişkin kurallarda esneklik sağlanması karşılığında, Avrupa’da üretilen araçlara ve parçalara yönelik teşviklerin güçlendirilmesini öngörüyor. Bu da Türkiye’nin ‘Made in Europe’ düzenlemesinin dışında kalacağını gösteriyor. Türkiye otomotiv sektörüne ‘Made in Europe’ şoku gerçekleşmiş oldu.
Almanya ilk başta Türkiye’ye destek veriyordu
Almanya bugüne kadar ‘Made in Europe’ düzenlemesine Türkiye gibi AB dışındaki iş ortaklarının dahil edilmesini savunuyordu. Fransa ve altı AB ülkesi ise kararın yumuşatılmasının stratejik bir hata olacağı uyarısında bulunmuştu. Ancak şimdi işler tersine döndü, taviz veren Almanya Fransa’nın korumacılık şartlarını kabul etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Almanya ile Avrupa otomotiv sektörünün geleceğini güvence altına almak için anlaştık. Yönümüz değişmiyor; CO₂ emisyonlarını büyük ölçüde azaltmak ve gelecekteki elektrikli araçları Fransa ve Avrupa’da üretmek. Bu, Avrupa tercihimizi oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı.
2035 hedeflerinde % 90 azaltım yeterli olacak
Buna göre iki ülke, otomobillerin 2035’e kadar CO₂ emisyonlarını 2021 seviyelerine göre % 90 azaltmasını yeterli gören yeni bir düzenlemeyi destekleme kararı aldı. Anlaşma kapsamında İngiltere’de üretilen otomobillerin de belirli koşullarla Avrupa üretimi kabul edilerek AB teşviklerinden yararlanmasının önü açılabilecek.
Avrupa Komisyonu’nun daha önce sunduğu düzenleme, otomobil üreticilerinin 2035 yılına kadar CO₂ emisyonlarını % 90 azaltmasını, kalan % 10’luk bölümün ise düşük karbonlu çelik ve yenilenebilir yakıt kullanımıyla telafi edilmesini öngörüyordu. Fransa ve Almanya’nın üzerinde uzlaştığı yeni yaklaşımda ise bu telafi zorunluluğunun kaldırılması öneriliyor. Böylece otomobil üreticilerinin 2035 sonrasında içten yanmalı motorlara sahip modelleri belirli koşullar altında sunmaya devam edebilmesinin önü açılabilecek.
İngiltere ‘Made in Europe’ kapsamına alınacak
Anlaşmanın bir diğer önemli başlığını, AB’nin sanayi politikaları kapsamında hazırlanan ‘Made in Europe’ düzenlemesi oluşturuyor. Fransa ve Almanya, İngiltere’de üretilen otomobillerin de belirli koşullarla Avrupa üretimi sayılmasını destekliyor.
Öneriye göre düzenleme, AB’nin 27 üyesinin yanı sıra 1 Ocak 2020 tarihinde AB iç pazarında yer alan Avrupalı ortakları da kapsayabilecek. Böylece İngiltere’de üretim yapan Nissan, Toyota, Stellantis, MINI ve Jaguar Land Rover gibi şirketler Avrupa’daki teşvik mekanizmalarından yararlanabilecek.
İngiltere’nin bu avantajlardan faydalanabilmesi için AB’nin yabancı yatırımlara ilişkin kurallarıyla uyum sağlaması gerekecek. Bu kapsamda Çin’de üretilen elektrikli ve hibrit otomobillerin ithalatına yönelik AB önlemleriyle benzer düzenlemelerin gündeme gelmesi de olasılıklar arasında bulunuyor.
Ford ve Toyota, Türkiye için lobi yapıyor
İngiltere’nin ‘Made in Europe kapsamına dahil edilmesine yönelik görüşmeleri olumlu karşılayan Toyota Motor Europe, düzenlemenin Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ticaret ortaklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini belirtti. Avrupa’daki üretim yapılanmasında Türkiye ve İngiltere’de fabrikaları bulunan Toyota, Japonya’dan da Avrupa pazarına milyarlarca euro değerinde araç ihraç ediyor. Şirket, güvenilir ticaret ortaklarının kapsama alınmasının özellikle batarya üretimi gibi gelecekteki kritik yatırım kararları açısından önemli olduğunu vurguladı.
Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick de ‘Made in Europe’ tartışmalarında Türkiye’nin konumuna destek verdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise Belçika’nın başkenti Brüksel’deki temasları kapsamında Ford Başkan Yardımcısı John Lawler ile görüşerek Türkiye’nin ‘Made in Europe’a dahil edilmesi gerektiğine dikkati çekti. Şirketlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları da Brüksel’de lobi yaparak, ‘Türkiye’siz AB’nin olamayacağını savunuyorlar. Türkiye’de önemli üretim merkezleri olan Renault Grubu ile Stellantis’in ‘Made in Europe’ konusunda Türkiye’yi nasıl değerlendirdiği ise merak konusu.









