Türk otomotiv sektörü 2001 ekonomik krizinden sonraki en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Üretim ihracatla ayakta kalmaya çalışırken, iç pazarda umutlar başka bahara kaldı. 2019 yılı ağır hasarla kapanacak ama tünelin ucundaki ışık ne zaman görünecek? Otomotiv pazarının son 20 yıllık performansına baktığımız zaman, kriz sonrasında toparlanmalar 2-3 yılı alıyor. 2001’de dibe vuran satışlar 2004’te yükselişe geçerken, 2008’deki küresel krizin yaraları 2010’da sarıldı. Hiç kuşkusuz her krizin farklı nedenleri ve farklı etkileri var. 2018’den bu yana yaşadığımız da hepsinden ayrışıyor. Peki çıkış hangi şekilde olacak? İktisatçıların ekonomik kriz literatürüne göre, ‘V’, ‘U’, ‘L’ veya ‘W’ şeklinde mi?
‘V’ adı verilen pembe tablo, dibe vurduktan sonra çok hızlı toparlanmayı işaret ediyor. Ekonomik büyüme grafiği ‘V’ harfine benziyor.
‘U’ senaryosunda dip noktaya ulaşılıyor ve bu noktadan hızlı şekilde çıkılamıyor. İyileşme uzun sürede, yavaş bir şekilde gerçekleşiyor.
‘L’ tipinde krizler sonrası yükseliş daha uzun sürede oluyor ve büyüme 5-10 yıl boyunca çok düşük düzeylerde seyrediyor.
‘W’ senaryosunda da küçük bir toparlanmanın ardından yeniden düşüşe geçiliyor. Genelde teşvikler, vergi indirimleri gibi geçici iyileşmeler sonrasında görülüyor.
Birçok faktör belirleyici olacak
Hiç kuşkusuz otomotiv pazarının eski günlerine geri dönmesi için birçok parametreyi göz önünde bulundurmak gerekiyor. Siyasi konjonktür, ekonomik büyüme, tüketici güveni, satın alma gücü, yakın coğrafyadaki ülkelerle ilişkiler ve küresel gelişmeler aklımıza ilk gelenler…
Türk otomotiv pazarı, 2020’de yine zorlu bir yıl geçirecek. ‘2019’un altına düşer mi benzer bir seviye mi olur yoksa ufak da olsa bir çıkış yakalanır mı’ bilinmiyor. Bir öngörüde bulunmak için de çok erken. Ancak bize en yakın senaryolar olan ‘U’ veya ‘L’ şeklinde büyüme için 2021’den itibaren bir çıkış şart görünüyor.











