Otomotiv dünyasında fuarların geleceği son dönemde daha da tartışılır hale geldi. Dijitalleşen pazarlama yöntemleri, markaların tasarruf önlemleri, azalan kâr marjları, müşteri odaklı yeni stratejiler, değişen trendler, şirketleri ‘geleneksel’ fuarlardan iyice uzaklaştırdı. Özellikle kendi markalarına sahip ülkelerde düzenlenen organizasyonlarda katılım ciddi oranda düştü. Son 4-5 yıldır Almanlar Frankfurt’ta, Fransızlar Paris’te, Amerikalılar Detroit’te, Japonlar Tokyo’da öne çıkıyor. Sadece her yıl Cenevre’de düzenlenen fuar, ev sahibi İsviçre’nin güçlü bir markası olmaması nedeniyle popülerliğini koruyor.
Önümüzdeki hafta kapılarını açacak olan 68’inci Frankfurt Otomobil Fuarı, ‘Geleneksel organizasyonların sonu mu geliyor’ tartışmalarını alevlendirecek. Tam 22 marka Frankfurt’a katılmayacak. Toyota’dan Bugatti’ye kadar birçok markanın yer almayacak olması, hiç kuşkusuz dev organizasyonu gölgeleyecek.
CES Fuarı örnek alınabilir
Gelelim Türkiye’ye… Uluslararası Autoshow Fuarı en son Nisan 2017’de gerçekleştirildi. Elini taşın altına koyanlar bir kenara 20 marka fuara katılmadı. 2 yılda bir düzenlenen Autoshow, sektörün yaşadığı kriz nedeniyle 2019’da tamamen iptal edildi. Yerel fuarlar hiç gündeme gelmedi. Satışların dibe vurduğu, yeni modellerin piyasaya çıkış tarihinin ertelendiği bir dönemde Autoshow akıllara da gelmedi zaten. Hatta Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) iptal kararıyla ilgili resmi bir açıklama bile yapmadı. Autoshow’la dönüşümlü olarak yapılan otobüs, kamyon, midibüs, kamyonet gibi ticari araçların katıldığı COMVEX İstanbul Fuarı’nın da 2018’de iptal olduğunu hatırlatalım.
Autoshow’da bir sonraki tarih 2021 yılı. Ancak sektörde ‘Fuarlar faydalı mı?’ fikrinin yayıldığı, maliyetlerin hızla arttığı ve otomotiv pazarıyla ilgili soru işaretlerinin olduğu bir dönemde, Autoshow’un geleceği belirsiz gibi görünüyor. Belki de Autoshow, dünya devlerinin yeni arenası Las Vegas’taki CES Fuarı’na dönüşerek, yeni döneme ayak uydurabilir. Yoksa Autoshow tarih olur…











