Temmuz’dan bu yana düşen faiz oranları otomotiv pazarının canlanmasını sağlarken, otomobilin yeniden yatırım aracı olarak görülmesini sağladı. Orta gelirli vatandaşlar son dönemde ‘Banka faizleri düştü, dolar ve euro yatay seyrediyor, ev fiyatları ise uçuyor acaba yatırım için otomobil mi satın alsam?’ sorularını yöneltmeye başladı. Çok değil 5 ay önce Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 24 düzeyindeydi. Özel bankalar müşterilerine yüzde 22-24 gibi mevduat faizi oranları sunabiliyordu. Ancak politika faizinin 1.000 baz puan gerilemesiyle birlikte mevduatta çıta yüzde 10’a indi. Faiz geliri yarı yarıya azaldı. Dolar yılbaşından bu yana yüzde 8.9, euro yüzde 5.9, gram altın yüzde 28 kazandırdı.
2. elin hareketli olması cazip
Her ne kadar konut kredisi faizleri yüzde 1’in altına düşse de fiyatlar hâlâ şişik, orta gelirlinin ulaşması zor. Böylece vatandaş bir dönem yatırım aracı olarak gördüğü otomobile yeniden yöneldi. Araç fiyatlarının son 1 yılda yüzde 15-20 arttığını, ikinci elin her zaman hareketli olduğunu ve prim yaptığını düşünürsek, bir kenara parasını ayıranlar için otomobil satın almak alternatif yatırım haline geldi. Enflasyonun da kağıt üzerinde yüzde 12’nin altında kalacağını hesaba katarsak… Hiç kuşkusuz otomobil kullanım maliyetinin yani yakıt, MTV, kasko, trafik sigortası, bakım, otopark, otoyol-köprü ücreti gibi kalemlerin her yıl en az yüzde 15 oranında arttığını dikkate almak lazım. O da ayrı bir parantez. Ancak otomobillerin özellikle son dönemde düşük faizli kredi ile ulaşılabilir olması ve markaların sunduğu avantajlı fiyatlar, ‘Yeniden yatırım aracı olur mu?’ tezini gündeme getirmiş oldu.











