Türkiye ekonomisinde son 2 yıldır yaşanan dalgalanmaların etkisi otomotiv sektöründe çok hissedildi. Pazar 1 milyonlu adetlerden 475-480 binlere inerken, özellikle hafif ticari araç satışları dibe vurdu. Ticaret hayatının resmini yansıtan hafif ticari araç satışları, 2001 krizinden sonraki en kötü dönemini yaşıyor. Keza ağır ticari araç tarafı da ‘ağır’ yaralı. Hafif ticari aracın durumu adeta bize ‘Nereden nereye’ dedirtiyor. Bir dönem Avrupa’da hafif ticari araç satışlarında ilk 3’ü zorlayan Türkiye, şimdi 7’ncilik için Hollanda ile çekişir hale geldi. Türkiye’nin KDV desteği sonrası Ağustos’ta İsveç, Norveç’in bile gerisinde kalarak 11’inciliğe düştüğünü ekleyelim.
Haksız rekabetle suçlanıyordu
Avrupa Otomobil Üreticileri Derneği’nin (ACEA) verilerine göre, Türkiye hafif ticari araç sıralamasında Avrupa’da Kasım ayı itibariyle 8’inci sırada yer aldı. Fransa 434 bin 208 araç satışıyla ilk sırayı alırken, İngiltere (338.227 adet), Almanya (281.437 adet), İspanya (198.792 adet), İtalya (167.901 adet), Belçika (75.040 adet), Hollanda (72.359 adet), Türkiye (72.133 adet), Polonya (65.295 adet) ve İsveç (42.753 adet) ilk 10’a giren ülkeler oldu. Görüldüğü gibi Türkiye ile Hollanda arasında sadece 226 araç fark var. Hatırlıyorum da 2005’te hafif ticari araç pazarımız markaların iştahını kabartıyordu. 285 bin adetlik satışla Avrupa’da 5’inci sırada yer alan Türkiye’nin ilk 3’e girmesi bekleniyordu. O kadar büyük potansiyel görülüyordu ki binek otomobil gibi kullanılabilen hafif ticarilerin vergisinin haksız rekabet yarattığı, bazı üreticileri öne çıkardığı tartışılıyordu. Hatta ‘yerli otomobil’ yatırımı yapacakların cesaretini kırdığı bile öne sürülüyordu. Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar’ın “Eğer yerli otomobil yatırımı arzu ediliyorsa, yerli bir marka bunu yapsın deniyorsa, binek otomobil ile hafif ticari araç arasındaki vergi makası kapatılmalı. Buna bir çözüm bulunmalı” sözleri hâlâ akıllarda…
2001 krizinden daha kötü
Ancak Avrupa’nın en büyük hafif ticari araç üretim üssü olan ülkemizde, bu sınıfta beklenen patlama gerçekleşmedi. İnişli çıkışlı büyüme, ekonomik dalgalanmalar, değişen tüketici tercihleri frenledi. 2005’ten sonra en yüksek seviye 2011’de 270 bin adetle görüldü. Diğer yıllar 190 bin ve 230 bin adetler arasında kaldı. 2018’de de 134 bin adede kadar geriledi. 2019’da hafif ticari pazarının 80-82 bin adet düzeyinde çıkacağı tahmin ediliyor. Bu da geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 40’lık bir daralma demek. Son 20 yılda en düşük satış rakamı 2001 ekonomik krizinde görülmüştü. O tarihte toplam otomotiv pazarı 195 bin adede inerken, hafif ticari satışları 90 bin 775 bin adet olmuştu. 2020 yılı için tahminler 100 bin adet ve üzerini işaret ediyor. Hiç kuşkusuz hafif ticari araç pazarının bu seviyelere inmesi, mevcut yatırımları da tehlikeye sokuyor. Güçlü ihracatın yanı sıra güçlü iç pazarın da olması gerektiğinin unutmamak gerekir.











