AB 2035 Yasakları Ertelendi: Türkiye Otomotiv Sektörü Nasıl Etkilenecek? 2026 yılında sıkça sorulacak gibi görünüyor. Avrupa otomotiv sektörü 2035 yasaklarının gevşetilmesiyle rahat bir nefes aldı. Volkswagen, BMW, Mercedes-Benz, Renault ve Stellantis başta olmak üzere büyük üreticiler ile Almanya ve İtalya gibi ülkeler içten yanmalı araç satışını tamamen yasaklayan düzenlemenin ertelenmesi için uzun süredir baskı yapıyordu. Emisyon hedefinin % 100’den % 90’a indirilmesiyle fosil yakıtlı araçların ömrü bir süre daha uzatılmış oldu. 2035 sonrasında benzinli, dizel ve hibrit araçların satışına sınırlı şekilde izin verilecek.
Özetle: 2026 otomotiv dünyasında yeni trendler şarj edilebilir hibritler (PHEV) ile menzili uzatılmış elektrikli araçlar (EREV) olacak. PHEV ile EREV geçiş döneminin yıldızları haline gelecek. 4.2 metreden kısa elektrikli otomobillere sağlanan destek, ulaşılabilir fiyatlı modellerin sayısının artmasını sağlayacak. Böylece ucuz elektrikli otomobillerin önü açılacak. Düzenleme ile hafif ticari araçlara esneklik sağlanması da üreticileri rahatlatacak bir başka konu.
Tedarik krizi bitiyor mu?
AB emisyon yasaklarında % 90 esnemesi: Türkiye için ne anlama geliyor? Türkiye’nin emisyon azaltım hedefi yok yani kararların bize bağlayıcılığı bulunmuyor. Ancak AB’nin Türk otomotiv sektörünün en büyük pazarı olması nedeniyle yeni düzenleme bizi yakından ilgilendiriyor. Peki AB’nin 2035 yasaklarını ertelemesi, Türkiye otomotiv sektörünü nasıl etkileyecek? Markalar ortalama emisyon oranlarını düşürmek, cezalardan kurtulmak amacıyla elektrikli ve PHEV modellerini AB içinde satmayı tercih ediyordu. Türkiye ve AB dışındaki pazarlara sınırlı sayıda araç veriyordu. Türkiye’de önemli vergi avantajı bulunan elektrikli ve PHEV modellere olan talep karşılanamıyordu. Marka yöneticileri son 2 yıldır en çok tedarik konusundan şikayet ediyordu. Bir örnek vermek gerekirse; Volkswagen Binek Araç Genel Müdürü Gino Bottaro, yeni T-Roc’un Lizbon’daki test sürüşlerinde alokasyondan yakınarak, “Passat, Tiguan ve Golf’ün PHEV versiyonlarından istediğimiz kadar tedarik edemedik. Hedefimiz 2025’te 10 bin PHEV araç satmaktı, sadece 1.000 adet getirebildik” açıklamasını yapmıştı. Bu tip örnekler elektrikli otomobil özelinde çok daha fazla. Renault ve Stellantis markalarının elektrikli talebi havada kalıyordu. Yasakların yumuşamasıyla şirketler Türkiye’ye daha fazla elektrikli ve PHEV otomobil getirebilecek. Tüketicilere sunulan model çeşitliliği de artacaktır.
Yerli üretimde hibrit köprüsü
AB 2035 yasaklarını ertelemesi, otomotiv ana ve yan sanayi üzerindeki ‘dönüşüm’ baskısını bir miktar azaltacak, ihracatın önünü açacak ve yeni yatırımların yönünü değiştirecektir. Türkiye’de Togg ve Hyundai’nin 2026’nın ikinci yarısında devreye girecek yeni projesi IONIQ 3 dışında, elektrikli binek otomobil üreten şirket yok. OYAK Renault yerli hibrit motorlu Clio, Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye hibrit ve PHEV motorlu modeller üretiyor. Tofaş’ın ise henüz alternatif yakıtlı yerli bir modeli bulunmuyor. Koç Holding ve Stellantis’in 2026 yılı sonunda Fiat Egea’nın yerine geçecek yeni modeli açıklaması bekleniyor. AB’nin yeni kararları sonrası ihracat odaklı olacak yeni ürün hibrit-PHEV motorla donatılacaktır.
Bursalı Clio’nun hibrit motora sahip olması OYAK Renault’nun ihracatına güç katacak. Keza 2026’nın ilk yarısında Bursa’da üretimine başlanacak SUV model Boreal hibrit motorla gelecek. Hyundai Motor Türkiye, yeni jenerasyon i20 ile Bayon da hibrit/PHEV motorları dikkate alacaktır. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Manisa’da kuracağı BYD fabrikasında SEAL U DM-i ile ATTO 3’ün şarj edilebilir versiyonunu üreteceğini açıkladı. Özetle Türkiye’deki üreticiler daha uzun süre hibrit araçları Avrupa’ya ihraç edebilecek. Yeni yatırımlarda elektrikliye geçiş döneminde köprü görevi gören hibrit-PHEV-EREV motorlar gündeme gelecektir. Elektrikli dönüşümde geride kalan tedarik şirketleri de bu fırsatı değerlendirip, değişimi hızlandırabilir. Bu kez trene atlamakta geç kalmazlar.
Çinliler’le rekabet edebilecekler mi?
AB 2035 yasaklarını ertelemesi hiç kuşkusuz sektörün ve ülkelerin yoğun baskısının yanı sıra Çin tehlikesi önemli rol oynadı. Avrupa Komisyonu, Avrupalı üreticilere Çinliler’le rekabet etme şansı verdi. Elektriklilerin istenilen hızda yaygınlaşmamasından yakınan Avrupa otomotiv sektörü zaman kazanacak. İşin ilginci BYD Başkan Yardımcısı Li, kararın Avrupa’ya fayda yerine zarar getireceğini iddia ediyor. Tabii bir de hızla elektrikli markaya dönüşme yolunda büyük yol kateden markaları unutmayalım. Büyük yatırımlar yapan, stratejisini 2035’e göre planlayan şirketler ertelemeden rahatsızlar. Volvo Car, “Kısa vadeli kazanç için uzun vadeli taahhütlerin zayıflatılması, Avrupa’nın rekabet gücünü önümüzdeki yıllar boyunca baltalama riskini taşıyor. Volvo Cars, 10 yıldan kısa bir sürede eksiksiz bir elektrikli araç portföyü oluşturdu. Uzun menzilli hibritlerden oluşan bir köprü ile tamamen elektrikli araçlara geçmeye hazır. Biz yapabiliyorsak, başkaları da yapabilir” açıklamasıyla tepkisini dile getiriyor. Bakalım yasaklarda yumuşama otomotiv dünyasını nasıl etkileyecek, yaşayıp göreceğiz ancak 2026’ya damgasını vuracağı kesin…











