Koronavirüs vakaları dünyada yeniden yükselişe geçerken, ekonomiler ciddi anlamda sallanıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Haziran raporunda küresel ekonomide küçülme tahminini yüzde 4.9’a çekti. Nisan raporunda bu oran yüzde 3’tü. Salgın nedeniyle dünyada son 100 yılın en kötü ekonomik krizinin yaşandığına dikkat çeken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) daha kötümser. Bu yıl yüzde 6’lık daralmaya işaret ediyor. Türkiye öngörülerine bakarsak; IMF yüzde 5’lik, OECD yüzde 4.9’luk küçülme bekliyor. Ekonomistler de Türkiye’de toparlanmanın şeklini tartışıyor. İktisatçıların ekonomik kriz literatürüne göre, ‘V’, ‘U’, ‘L’ veya ‘W’ şeklinde mi olacak diye. Uzmanlar en kötünün geride kaldığını ancak düzlüğe çıkmanın 2021’in son çeyreğini bulabileceğini iddia ediyor. Hükümet ise ‘V şeklinde bir toparlanma’ tezini savunuyor.
Tek neden ertelenen talep olamaz
Peki yüzde 5 küçülmesi öngörülen bir ekonomide, otomobil satışları nasıl büyüyor? Yaşanan tedarik sorununa karşın sektörde 600 bin adet ve üzeri konuşulmaya başlandı. 2019’a oranla yüzde 25’lik bir büyümeden bahsediyoruz. ‘Bu kadar zor bir dönemden geçerken, otomobile bu kadar talep normal mi?’ diye düşünülüyor ister istemez. Tamam 2 yıldır ertelenen talep var, düşük faiz alım kararında etkili, insanlar pandemi nedeniyle bireysel ulaşım araçlarını tercih etmek istiyor… Ancak salgında yaşanan sıkıntılar, kapanan işyerleri, işsiz kalanlar, pandemi ile ilgili belirsizliklerin olduğu bir dönemi yaşadığımızı unutmayalım.
İşi ‘al-sat’a çevirenler parayı vurdu
Bu talep patlamasında her şey bir tarafa otomobilin yeniden yatırım aracı haline gelmesinin en etkili faktör olduğu kesin. Mevduat faizinin reel olarak eksi olduğu ülkemizde, yıl başından bu yana fiyatların 0 km’de yüzde 15-20, ikinci elde yüzde 30 arttığını düşünürsek birikimini otomobile yatıran kârlı çıkıyor. Getirileri karşılaştırdığımızda tek rakibi altın. İlk 6 ayda döviz kuru yüzde 15 kazandırırken, sadece gram altın yüzde 35’lik getiri ile otomobili solluyor. Finansal okuryazarlığa sahip tüketici, bu fırsatı da kaçırmıyor. Hatta işi ‘al-sat’a çevirip, hatırı sayılır kârı cebe koyanlar da az değil. ‘2019 bitti kurtulduk derken, salgınla birlikte bu yıl nasıl geçecek’ diyen yöneticiler de şaşkın. Gerçekten her anlamda sıradışı, unutulmayacak bir yıl yaşıyoruz …










