Türkiye otomotiv sektörü koronavirüs döneminde dünyadan pozitif ayrışıyor. Avrupa’nın en büyük pazarları Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya başta olmak üzere pazarlar yılın ilk yarısında sert düşüşler gösterirken, ABD, Japonya ile Hindistan’dan iyi sinyaller gelmiyor. Türkiye ise böyle bir dönemde yüzde 30.2 büyümeyi başardı. Ancak iç pazardaki hareketlilik bir tarafa üretim ve ihracatta sıkıntı sürüyor. Türkiye’nin ihracatından yüzde 72 pay alan AB’deki düşüşler, ihracatı dolayısıyla üretimi olumsuz etkiliyor. Yıl sonu için belirlenen hedeflerin tutmayacağı aşikar. Yılın son çeyreğinde Avrupa pazarları canlanırsa belki bir toparlanma yaşanacaktır. Koronavirüs vakalarında yaşanan rekorlar ise belirsizlikleri artırıyor. Görünen o ki bu yıl roller değişecek. İhracat yaşanan ekonomik krizlerde bugüne kadar otomotivi ayakta tutmuştu bu kez gözler iç pazarda. İşte böyle bir dönemde geçerken, otomotiv sektörünün çatı kuruluşları belki de ilk kez hükümetten bir vergi teşviği talebinde ısrarcı değiller.
Cepten 15 bin lira fazla para çıkıyor
Pandeminin ilk günlerinde OSD, ODD ve OYDER’in Ankara’dan istediği vergi desteği gündeme gelmiyor. ODD Başkanı Ali Bilaloğlu, bu ortamda vergi indiriminin konuşulmasının uygun olmadığını açıklarken, OYDER Başkanı Murat Şahsuvaroğlu satışlardaki canlılığı örnek göstererek bir ÖTV indirimi beklentisi içinde olmadıklarına dikkat çekiyor. Otomotiv sektörünün şu an tek isteği en son Eylül 2018’de artırılan ÖTV’de matrah limitlerinin güncellenmesi. Sonuçta en düşük vergi dilimine giren sadece 7 model kaldı. Şirket yöneticilerinin ellerinde hesap makinesi sürekli fiyatları hesaplarken, 100 lira nedeniyle birçok otomobil üst vergi dilimine giriyor. Tüketicilerin en fazla tercih ettiği C sınıfında en çok satan modeller artık yüzde 60’lık vergi bareminde. Fiyatlar da 250 bin lirayı buldu. Tercih ettiği model yüzde 50’lik vergi dilimini kaçırdığı için tüketicinin cebinden bu yüzden fazladan 15 bin lira çıkıyor.
Bütçe ve cari açık endişesi
Hükümetin ithalatı tetikleyeceği ve vergi gelirinin düşmesini istemediği gerekçesiyle baremi yükseltmeye sıcak bakmadığını birçok defa dile getirmiştim. Şimdi bu talebi nasıl karşılarlar muamma. Geçen yıl 1.7 milyar dolar fazla veren cari açığın yeniden Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olması istenmiyor. Nisan ayı itibariyle 12 aylık cari işlemler açığı 3.3 milyar dolar olurken, bu yıl salgın nedeniyle turizm gelirlerinde yaşanması beklenen sert düşüş hesaba katılırsa 2020’nin artıda kapanması zor gibi. Son dönemde 1.000’den fazla ürüne getirilen ek ithalat vergisi hükümetin bu konudaki tavrını gösteriyor. Keza 5 aylık bütçe açığı da 90 milyar lirayı geçmiş durumda. Sonuçta Ankara da otomotiv pazarındaki hareketi görüyor, 650 bin hatta 700 bin adetlerin konuşulduğunu biliyor, tüketicinin vergi dilimine bakmadan otomobil satın almak için 2-3 ay sıra beklediğine şahit oluyor. Tablo böyle olunca ÖTV gelirinden mahrum kalmak istemiyor. Hükümetin yılbaşına kadar ÖTV’de matrah limitlerinde bir güncelleme yapacağına pek ihtimal vermiyorum. Ocak’ta tabloya bakıp artısını eksisini tartıp ona göre karar verecektir. Hiç kuşkusuz ‘Her şey yolunda giderse 2021’de 1 milyon adetlik pazarı zorlarız’ tahminleri de ‘güncellemede’ dikkate alınacaktır…










