Otomotiv dünyası hızla elektrikli dönüşümü yaşarken son 10 yılda gerçekleşen değişim, özellikle SUV sınıfının ne kadar baskın olduğunu gözler önüne serdi. Jato’nun verilerine göre, dünyada 1999’da sadece yüzde 9 pazar payına sahip olan SUV segmenti, 2019’da bu oranı yüzde 35’e yaklaştırdı. Asıl patlama 2009-2018 yılları arasında yaşandı. 2009’da yüzde 12’ler civarında seyreden pazar payları kompakt yeni modellerin piyasaya sunulmasıyla neredeyse üçe katlandı. Küresel satış adetleri açısından SUV’lar yılda 30 milyonluk satışa erişirken 2010’un başında bu sayı 5 milyon adetler civarındaydı. Şirketlerin için de önemli kâr marjı sunan SUV sınıfı, büyümeye devam edecek gibi görünüyor. Süper lüksler Maserati, Bentley, Rolls-Royce, Lamborghini Aston Martin’den sonra Ferrari’nin de 2021’de geleneklerinin dışına çıkarak SUV üretecek olması SUV’daki büyük potansiyeli gözler önüne seriyor.
Plug-in hibritler öne çıkıyor
Ancak SUV’ların önündeki en büyük engel 2021’de AB’de devreye girecek yeni emisyon kriterleri. Havaya yüksek oranda karbon salan bu tip araçlar, şirketlerin AB kriterlerini yerine getirmekte zorlanmasına neden olacak. Bu da markaları milyonlarca hatta milyarlarca euroluk ceza bekliyor anlamına geliyor. Bu yüzden tüm markalar SUV modellerinin plug-in hibrit ile yüzde 100 elektrikli versiyonlarını üretmek için çalışıyor. Özellikle de şarj edilebilen hibritlerde CO2 oranı yüzde 50-80 azalıyor. Bu nedenle yüksek emisyon değerine sahip SUV’larda plug-in hibritler daha çok tercih edilmeye başlandı. Markalar yeni plug-in hibrit SUV’larda daha büyük bataryalar da kullanarak rekabette öne geçmeyi hedefliyor. Son 10 yıla damgasını vuran SUV’ların, emisyon duvarını aşarak zirvede tutunup tutunamayacağını bekleyip göreceğiz.











