Koronavirüs döneminde yeni bir sayfa açmaya hazırlanan Türkiye için 1 Haziran bir milat. Önlemler gevşetiliyor, yasaklar kalkıyor, hayat yeniden normalleşmeye başlıyor. Hiç kuşkusuz hepimizde 2.5 aylık karantinalı hayat sonrası biraz tedirginlik, ürkeklik var. Her zaman dile getirdiğim gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. En azından kısa vadede eski alışkanlıklara dönemeyeceğiz, ekonomik ve ticaret hayat bir anda yaralarını yaramayacak. Ama hepimizin psikolojisinin, ruh halinin düzelmeye başlayacağı kesin. İşe geri dönmek, dükkanı-restoranı yeniden açmanın heyecanı, hatta özlediğimiz deniz kenarında bir kahve içmek, sahilde yürüyüş yapmak, açık havada bir konser, ilerisi için umut verecek. Tabii gevşemeden, önlemleri elden bırakmadan ve sosyal mesafeyi korumayı unutmadan…
Olumlu sinyaller geliyor
Psikolojinin düzelmesi ve salgın paranoyasından yavaş yavaş sıyrılmak, tüketime olumlu yansıyacaktır. ‘Otomotiv pazarı nasıl etkilenir’ derseniz… Sınırların açılması, seyahatlerin başlaması, insanların tedirgin olsa da tatil planları yapması otomotiv pazarını canlandıracaktır. Kamu bankalarının açıkladığı düşük faizli kredi kampanyası da piyasayı tetikleyecek. 2. elin kampanyaya dahil edilmesi ve tatil kredisi, hareket yaratacak. Mayıs ayında piyasadan aldığımız hava, pozitif sinyaller veriyordu zaten. Toplu taşımadan uzak durma, iş seyahatleri de günlük kiralamayı hareketlendirecektir. Bu, yeni filo alımları demek. Araç bulma sıkıntısı sürecek ama tedarik kısmen de olsa artacaktır. Uzakdoğu’dan ithalat yapan markalar bu dönemde daha şanslı olurken, bazı şirketlerin Avrupa’da kalan stokları hâlâ alabilmesi avantaj. Piyasanın havasını iyi koklayan bayiler de bu aydan itibaren normalleşme bekliyor. Alınan tedbirler, personel eğitimleri, yeni çalışma düzeniyle yeni döneme hazırlar.
Yaşam varsa umut da vardır…
Her şey yolunda gider ve salgın yeniden normalleşme ile birlikte hortlamazsa ‘1 Haziran miladı’, domino etkisi yaratacaktır. Kısa vadede toparlanmaya başlamak bile tüketici güvenini geri getirecektir. Tabii ki pembe bir tablo yok karşımızda. Ama bir şekilde durumu iyi yönetmeye çalışıp, ayakta kalmaya çalışacağız. Cicero’nun ‘Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır’ sözü, bize de umut verecektir…











