Tüm dünya koronavirüs salgınıyla çok önemli bir sınav veriyor. Hepimizin gözü kulağı pandemiyi kontrol altına alacak aşıda, ilaçta veya zirveden düşüşe geçecek vaka sayısında. Ülkemizde ilk vakanın açıklandığı 11 Mart’tan itibaren sosyal ve ekonomik hayat neredeyse durma noktasına geldi. En fazla etkilenen sektörlerden biri olan otomotivde fabrikalar üretime ara verdi, satışlar durdu, toplantılar ve organizasyonlar iptal edildi. Böyle zorlu dönemlerde markaların iletişim çalışmaları daha fazla önem kazandı. Yaklaşık 1 aylık süreçte bazı markaların öne çıktığını bazılarının da ‘evde’ değil ‘sınıfta’ kaldığı görüldü. İki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda şirket, koronavirüs döneminde gündeme ayak uydurarak markasını öne çıkartmaya çalıştı. En azından online hizmetler, dijital müze turları, medikal ekipman üretimleri, Milli Dayanışma Kampanyası’na yapılan destekler, kampanyalar gibi haberlerle iletişim çalışmaları gerçekleştirmeye devam ettiler.
PR şirketleri yönlendirmeli
Gelelim kimlerin sınıfta kaldığına… Toyota Türkiye Otomotiv Sanayi, MAN Türkiye dışındaki şirketler, fabrikalarındaki üretim aralarını kamuoyu ile rutin olarak paylaştı. Zaten çoğu borsaya kote şirketlerdi. Üretim arasını dört kez uzatan Toyota’nın bu gizemini ve ‘iletişimsizlik’ stratejisini anlamış değilim. Sanki Toyota, Avrupa’da üretime başladı da Türkiye fabrikası verdiği arayı gizlemeye çalışıyor. İşte ‘sınıfta kalanlara’ basit bir örnek. Bu sıkıntılı dönemde birçok markanın değil kafasını kaldırmak, tamamen kabuğuna çekildiğini görüyorum. Zaten birçoğu faaliyette bulunmuyordu ama salgın döneminde tamamen sessizliğe büründüler. Sadece günlük gazetelerde Pazartesi günü çıkan otomobil sayfaları için düşünen, müşterisini ‘sütun santim’ hesabı yaparak medyada yer almasını tercih eden, sosyal medyada popüler olan herkesin bildiği konuları markalara uygulamaya çalışıp komik duruma düşenler sınıfta kaldılar.
Reklam değil yakın olmak önemli
Bu yüzden salgında gerçek iletişimin, işini doğru dürüst yapan PR ajanslarının önemi bir kez daha görüldü. Zorlu süreçte markayı unutturmamak, güçlü olduğunu, müşterisinin yanında yer aldığını göstermek çok önemliydi. Reklamdan bahsetmiyorum, herkese uzaktan da olsa yakın olmayı, dokunmayı kastediyorum. Kaç şirket bunu başardı peki? Unutmamak gerekir ki ‘Krizler fırsat yaratır.’ Her şey belirsiz olsa da şirketlerin pandemi sonrasına hazır olması gerekiyor. Sonuçta hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, ezberler bozulacak. Belki de bu günler ‘Koronavirüsten önce, koronavirüsten sonrası’ olarak anılacak. İşte bu dönemde bazı markalar, şirketler, otomotiv bayileri, krizden güçlenerek çıkacaklar. Otomotiv markalarını doğru yönlendirmeyen PR şirketleri mi ne olacak? Bazılarının sonu gelmişti zaten, virüs bahane olacak…











