Otomotiv dünyasının efsane CEO’su Sergio Marchionne’nin 25 Temmuz 2018’de vefat etmesinden sonra tüm gözler Fiat Chrysler Automobiles’in yeni tepe yöneticisi Mike Manley’e ve doğal olarak otomotiv devinin geleceğine çevrildi. Herkesin ortak sorusu ‘Marchionne’den sonra Manley başarılı olabilecek miydi? Efsanenin boşluğunu doldurabilecek miydi?’. Ancak bu yılın ilk çeyrek bilançosu yeni CEO’nun işinin oldukça zor olduğunu gözler önüne serdi. Bloomberg’in haberine göre, FCA’nin ilk çeyrekte operasyonel karı yüzde 29 geriledi. Bu düşüşte yavaşlayan Kuzey Amerika ve Avrupa pazarları etkiliydi. Şirketin vergi öncesi karı 1.07 milyar euro seviyesine indi. FCA’nin satış geliri de yüzde 5 düşüşle 24.5 milyar euro olarak gerçekleşti. FCA, 2019’da vergi öncesi net karının 6.7 milyar euro olmasını beklediğini ekleyelim. Fiat Chrysler CEO’su Mike Manley, ilk çeyrek bilançonun bu şekilde çıkmasının normal olduğunu belirterek, yeni model desteğiyle 2019 yılı hedeflerini ulaşacaklarının altını çizdi.

Gelelim FCA’in performansına… FCA’nin satışları Ocak-Mart döneminde yüzde 14 gerileyerek 1 milyon 37 bin adede indi. Sert kayıplar Çin ile Avrupa’dan gelirken, Kuzey Amerika’da kamyon ve SUV satışlarındaki düşüş de öne çıktı. İlk çeyrekte FCA’nin yüzünü Ram markası güldürdü. Jeep satışları 30 yıl sonra düşüşe geçen Çin pazarında hayalkırıklığı yaşatırken, Avrupa’da emisyon kriterlerinin karşılanamaması, elektrikli otomobil konusunda geç kalınması FCA’yi zorlayan diğer etkenler olarak öne çıktı. Şirketin 2021’de devreye girecek 95 gramlık yeni karbondioksit kriterlerinin uzağında kalarak, ağır para cezaları ödeyecek olması da analistleri korkutan bir başka konu. Görünen o ki, elektrikli ve otonom araçlar konusunda rakiplerini geriden takip eden Fiat Chrysler Automobiles, Sergio Marchionne’yi çok arayacak gibi…
“İtalya’da Fiat’ın başında olmak Papa ve Başbakan kadar efsane bir kişi olmak demektir.” Bu sözler İtalyan Fiat’a yıllar sonra kara geçiren ve vizyonu sayesinde şirkete yeniden hayat veren Sergio Marchionne’ye ait. 66 yaşında akciğer kanseri nedeniyle hayata veda eden efsane CEO, stratejik hamlelerinden aldığı kararlara, kişiliğinden giyim tarzına kadar otomotiv dünyasına damgasını vurdu. Gelin kısaca bir hatırlayalım… Tarihler 2004 yılını gösterdiğinde İsviçreli gıda şirketi SGS’nin başından Fiat’ın tepe yönetimine geçen Marchionne, kısa süre içinde şirketi ayağa kaldırdı. Her yıl 1 milyar dolar zarar eden Fiat, Marchionne’nin dümene geçmesiyle 2000 yılından sonra ilk kez kâra geçti. Marchionne’nin şirketteki en önemli hamlesi hiç kuşkusuz zordaki Chrysler’i satın almasıydı. Fiat, 2009’da iflasın eşiğine gelen Chrysler’in çoğunluk hisselerini aldı. 2014’te de ABD’li şirketin tamamı Fiat’ın bünyesine geçti. Ve Chrysler eski güçlü günlerine geri dönüş yaptı.

Koç Ailesi’ne çok yakındı
Marchionne, çalıştığı dönem boyunca Türkiye’ye ayrı bir önem verdi. Özellikle de 1 milyar dolarlık yatırımın meyvesi olan Egea projesinin hayata geçmesi için Tofaş’a destek verdi. Başta merhum Mustafa Koç olmak üzere Koç Ailesi’yle olan yakınlığı herkes tarafından biliniyordu. Koç Holding’le olan ortaklıkları nedeniyle Türkiye’ye sık sık gelen Sergio Marchionne’yle ilgili en fazla merak edilen konu giyim tarzıydı. Marchionne istisnasız tüm toplantı, lansman, davet ve açılışlara siyah renkli kazak, lacivert kanvas pantalon ve kahverengi süet ayakkabılarla katılıyordu. Tabii Marchionne’nin dağınık saçları da dikkatlerden kaçmıyordu. Hatta Fortune dergisi İtalyan CEO’yu kapağına taşıyarak, “Otomotiv tepe yöneticisinden çok orkestra şefini andırıyor” sözleriyle Marchionne’yi tanıtıyordu.
Kravat takmayan CEO
“Neden sadece bu kıyafetler?” sorusunu Koç Holding’in eski CEO’su Bülent Özaydınlı da Fiat CEO’suna sormuş. Marchionne’nin cevabı da “Ben hiç kravat takmadım ki, böyle rahat hissediyorum kendimi. İtalya’da başbakanın, bakanların yanında bile takmıyorum” olmuş. FCA’in Başkanı John Elkann, bir anlamda hayat koçluğunu da yapan Marchionne’yi şöyle anlatıyordu: “Sergio son 14 yılda, önce Fiat’ta, sonra Chrysler’da ve son olarak da FCA’da istenebilecek en iyi CEO oldu. Benim içinse gerçek ve tam anlamıyla bir akıl hocası, iş arkadaşı ve kıymetli bir dosttu. Birbirimizi, Fiat’ın tarihindeki en karanlık anlardan birinde tanıdık. Onun zekası, azmi ve liderliği sayesinde şirketi kurtarmayı başardık.”












