Dile kolay Türkiye’de otomotiv satışları 10 aydır daralıyor. Haziran 2021’den bu yana pazar artışa geçemedi. Üretim ve ihracat tarafında da aynı şekilde sancılı bir süreç var, hedeflerin daha ilk çeyrekte tutmayacağı görüldü. Hiç kuşkusuz 2022 ile ilgili birçok soru işareti varken, Rusya-Ukrayna savaşı işleri daha da karıştırdı. Büyüyen çip krizi ve artan hammadde fiyatları, tüm dünyada otomotiv sektörünü zorluyor. Fatura da maalesef tüketiciye yansıyor. Maliyet zamları bir kenara otomobil bulmak iyice zorlaştı. Zaten ülkemizde yatırım amaçlı satın alanlar dışında pazarı filolar ve kurumsal şirketler ayakta tutuyor. Önümüzdeki dönem için tahmin yapmak iyice zorlaştı. Yapılan öngörüler de biraz afaki…
100 otodan 72’si artık % 80’lik dilimde
İç pazar satışların toparlanabilmesi için en önemli adım matrahların güncellenmesi olacaktır. Yüzde 45-50’lik ÖTV diliminde araç kalmazken, ara dilimler yüzde 60-70’te sınırlı sayıda seçenek var. O da şimdilik. Nisan ayında yüzde 60-70’lik ÖTV diliminde yer alan modellerin oranı yüzde 24.8’e geriledi. Bu oran Şubat’ta yüzde 40.8, Mart’ta yüzde 32.1’di. Otomobile son gelen zamlarla birlikte yüzde 80’lik ÖTV baremindeki model sayısı yine hızlıca arttı. Şubat’ta bu dilimde yer alan modellerin oranı yüzde 48.7 iken, Nisan ayı itibariyle yüzde 72.2’ye çıktı.
Hayalden öteye geçemeyecek
Enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 69.97, ENAG’a göre yüzde 156.86 gibi rekor seviyeye çıktığı Türkiye’de, otomobilde ÖTV matrahlarının güncellenmesi gerekiyor. Yılın ikinci yarısını da kaybetmemek adına acil bu düzenlemeyi çıkarmak şart. Tedarik sorununu bir kenara bırakırsak; düşen alım gücü, artan otomobil fiyatları ve yüksek faizle, otomobil vatandaş için hayalden öteye geçemeyecek.
Kurlar bu seviyede ne kadar kalabilir?
Döviz kurunun da ne kadar bu seviyede kalacağı da meçhul. Merkez Bankası’nın doları tutabilmek için her ay 10-12 milyar dolar sattığı iddia ediliyor. Kur korumalı mevduata geçen şirketlerin vadeleri Ağustos ayında dolması, ABD Merkez Bankası’nın faiz artışlarına devam edeceğini göstermesi ve içeriden gelecek olumlu bir veri beklentisinin olmaması, kurda baskı yaratabilir. Bu da zaten artan otomobil fiyatlarını daha da zamlanması, tüketicinin daha zor ulaşması demek. Eğer matrah limitlerinde tatminkar bir artış yapılırsa lokomotif sektör biraz nefes alacaktır, tüketici de istediği otomobile ulaşabilecektir.










