Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, “Geçtiğimiz yıl yaşanan sıkıntıların devam etmesiyle birlikte enflasyonist bir ortamdan geçiyoruz ve kurların yanı sıra vergi kaynaklı çarpan etkisiyle fiyat istikrarında sıkıntılar sürüyor. Birkaç yıl öncesine göre otomobil fiyatları şaşırtıcı boyuta gelmesine rağmen markadan markaya değişiklik olsa da, yüksek taleple birlikte otomobil alımlarında bekleme süreleriyle karşı karşıyayız. Bu da bize otomobilin, yani mobil olmanın gerçekten bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bazı markaların bazı modellerinde aydan aya rahatlamalar olsa da, sektör genelinde sıkıntılar devam edecek gibi görünüyor çünkü herkesin mobil olma ihtiyacı var” diye konuştu. Otomotiv sektöründe ilk altı ayın değerlendirildiği ve ikinci yarıyıla ilişkin beklentilerin paylaşıldığı basın toplantısında konuşan Bozkurt, şu an Türkiye’de en önemli sorunun enflasyon olduğuna dikkat çekerek, “Eskiden kur önemliydi. Kuru bir şekilde düşürebilirsiniz ama enflasyon için uzun soluk lazım. O da zamanla mümkün” değerlendirmesini yaptı.
Otomotiv 70 milyar dolar fazla verdi
Bozkurt, ODD olarak araç bulunurluğunun yanı sıra sektörün gelişimine odaklandıklarını belirtti. Bozkurt, “Amacımız sektörün gelişerek 1.000 kişiye düşen otomobil adetlerinde AB’deki rakamları yakalayacak şekilde ilerlemek. Elbette araç bulunurluğunun artması yönünde birçok çalışma yapıyoruz. Bununla birlikte otomotiv sektörü; istihdam, üretim, yan sanayi, dolaylı ve direkt oluşturduğu vergilerle ekonomiye birçok anlamda hizmet eden bir alan. Son 16 yıla baktığımızda 70 milyar dolar civarında bir cari fazla vermiş durumda ve ihracat konusunda genel olarak ilk sırada yer alarak ekonomiye büyük katkı sağladı” dedi.
Stratejik sektörü olmalı
Ana amaçlardan bir tanesinin, otomotiv sektörünün Türkiye ekonomisi adına ne kadar stratejik bir endüstri olduğunu öne çıkarmaya çalışmak olduğunun altını çizen Ali Haydar Bozkurt, şunları kaydetti: “Otomotiv, Türkiye’de kendini kanıtlamış bir sektör. Dünyada çağı yakalama konusunda dinamik ve sürekli olarak kendisini yeniliyor. Bugün Türkiye, dünyada 100’den fazla ülkeye otomotiv ihracatı yapıyor. Şu anda üretim adetleri açısından Avrupa’da ilk sıralarda yer alıyoruz ve bunu ilk dörde, ilk üçe nasıl çıkarabileceğimizin planlarını yapıyoruz. Bu konuda çalışmalarımızı artıracağımız bir sürece girdik ve Türkiye’nin sanayi hamlesi yapmak için önemli bir fırsatı var. Biz üretim üssü olmaya aday bir ülkeyiz. Bu açıdan kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli adımlar atarak bunu başarabiliriz. Vergilendirmenin yanı sıra üretim teşvikleri ve finansman kaynaklarının planlanması dahil olmak üzere önümüzdeki 10-20 yıllık yol haritamızı ortaya koymalıyız. Otomotivi pamuklara sarıp korumamız lazım. Maliyet avantajımızın yanı sıra öngörülebilir bir iç piyasa ortaya koyduğumuzda konumu, kaliteli iş gücü, yan sanayisi ve deneyimiyle üretim konusunda bizden daha iyi aday olabilecek bir ülke yok. Otomotiv bir ağır sanayi yatırımıdır ve geri dönüş süreci uzun solukludur. Bu sebeple yüksek maliyetli ve uzun soluklu yatırım için cazip bir yatırım fırsatı sunmak gerekiyor. Burada üretilen bir ürünün en az yüzde 15’inin bu piyasada satılabilmesiyle kurulan fabrikanın mevcudiyetinin bir anlamı olacaktır. İşte bu yüzden Türkiye’de iç pazarı büyütmemiz önem taşıyor. Türkiye’deki nüfusa ve yaş ortalamasına baktığımız zaman gerçek potansiyelimizin çok gerisinde bir iç pazar konuşuyoruz. Biz ODD olarak sektörle ve kamuyla bunları paylaşacağız. Akademisyenlerle bir araya gelip bu yol haritasını oluşturup, takibini yapacağız. Ekonomik olarak cari açığın kapanmasına milyar euroluk katkılar sağlayan bir sektörden bahsediyoruz ve tek ihtiyacımız olan sektörü stratejik bir yol haritasıyla ileriye taşımak.”











