Otomotiv dünyasındaki derin değişim, yakın gelecekte tüm sektörde kartların yeniden dağıtılmasını sağlayacak. Sadece tüketici açısından değil, aynı zamanda üreticiler açısından da otomotiv tarihinde yaşanmamış en büyük dönüşüm yaşanmaya başlıyor. Danışmanlık şirketi McKinsey’in yayımladığı araştırma, günümüzde büyük bir ihtiyaç haline dönüşen ulaşımın ne denli şekil değiştireceğini gözler önüne serdi. Bu değişimden, temel olarak otomobiller, tüketiciler, şehirler ve şirketler arasındaki rekabet etkilenecek.
Kontrolün % 80’i araca geçecek
Eskiden bilim kurgu filmlerde gördüğümüz sürücüsüz otomobiller orta vadede hayatımıza girmesi girecek. Önümüzdeki yıllardaki birçok kişiye göre ‘ilkel’ olarak tanımlanacak direksiyon ve pedallar gibi günümüzün vazgeçilmezi olan bu kumanda aygıtları, kademeli olarak araçlardan kaldırılacak. Yapılan araştırmaya göre, tamamen otonom veya yarı otonom araçlarla sürüşlerin payı şu anda yüzde 1 civarında. Bu rakam, 2020-25 yılları arasında yüzde 70’e kadar çıkacak. 2030’da otonom araçların sürüş sırasında kontrolü devralma oranı yüzde 80 olacak. Bu da gelecek 10 yılda yaşanacak büyük değişimi gözler önüne seriyor. Tüm bunlar araç içerisinde kullanıcıların çalışabilmesini, film izleyebilmesini, alışveriş yapabilmesini veya istediği gibi vakit geçirmesini sağlayacak.

Tüketiciye ne fayda sağlayacak?
Gelecek ulaşım dünyasında kullanıcılara sağlayacağı faydalar, nerede yaşadığına ve etrafında oluşacak ekosisteme göre büyük bir değişim gösterecek. Ancak ne olursa olsun, kullanıcıların bir noktadan bir noktaya çok daha güvenli, kolay ve hızlı gideceği iddia ediliyor. Ağa bağlı olacak otonom araçların hayatımıza girmesiyle trafiğin daha verimli bir biçimde akması sayesinde, global olarak 1 milyar saat tasarruf edilecek. Sadece Amerika’da, tamamen otonom araçların adapte edilmesiyle 2030’da yıllık 800 milyar dolar tasarruf yapılabilecek.
Daha temiz hava soluyacağız
Otonom araçların hayatımıza girmesinde temel amaçlarından biri de daha güvenli seyahat etmenin yanında, daha çevreci ve verimli bir trafik ağının kurulması. McKinsey’in araştırmasına göre, gelecekteki şehir için yaşamı, daha çevreci, daha temiz ve daha güvenli olacak. Araçların ve nesnelerin (trafik ışıkları gibi) birbiriyle iletişim halinde olması, hem özel hem paylaşımlı hem de toplu taşımayı daha verimli yapacak. Sistemin adapte edilmesiyle 2030’da özel araçla seyahat etmek ve trafik sıkışıklığı yüzde 10 azalacak. Ayrıca ulaşım sisteminin toplam kapasitesinin de yüzde 30 artacağı tahmin ediliyor.
7.7 trilyon dolarlık büyüklük
Otonom araçların artması, elbette teknoloji şirketlerinin de oyuna girmesiyle gerçekleşecek. Bu da geleneksel üreticilerin artık işleri eskisi gibi yürütemeyeceği anlamına geliyor. Bu yüzden hemen hemen her üretici artık kendisini otomobil üreticisi değil, ‘mobilite markası’ olarak görüyor. Teknoloji devleri ve yeni firmalar, yeni ulaşım ekosisteminin ana karakteri olacak. Buna göre 2030’da global otomotiv ekonomisinin büyüklüğü 7.7 trilyon dolara çıkacak.












