Otomotiv pazarı, tedarik sıkıntısı, kredi sorunları ve seçim belirsizliğine rağmen canlılığını koruyor. Mayıs’ta da 100 bin adedin üzerinde satışla yine rekor kırılması bekleniyor. Her ne kadar seçim sonrası pazarın vites düşüreceği düşünülse de perakende tarafında talepte bir zayıflama yaşanmıyor. Haziran’dan itibaren piyasaya birçok lokomotif model çıkacak. Yıl sonu için tahminler 900 bin adet ve üzerini gösteriyor. Hiç kuşkusuz bu öngörüler, sınırlı araç tedariğine göre yapılmış durumda. Resesyona girmekten kurtulan Avrupa’daki pazarların açıldığını hesaba katarsak, ürün bulmak yine güç olacak gibi. Özellikle lojistikte, şoför bulmakta markalar çok zorlanıyor. Yıl boyunca hangi marka hangi ürünü getirirse, anında tükenecektir. Keza tatil sezonu yaklaşıyor, ikinci el piyasası daha da hareketlenecektir. Renault MAİS Genel Müdürü Berk Çağdaş geçtiğimiz günlerde katıldığı bir programda ilginç tespitte bulundu: “Sektörde yapılan satışların yüzde 40’dan fazlası spekülatif alımlar. Yani otomobiller satın alındıktan sonra hemen tekrar satışa çıkarılıyor.” ‘Al-sat’çıların pazarı tetiklediğini biliyoruz ama bu oran gerçekten yüksek.
Kur ne kadar baskılanabilir?
Önümüzdeki günlerde iki konu otomotiv pazarını tehdit edebilir. Döviz bulması engellenen bankaların kredi musluklarını daha da sıkması ve 28 Mayıs sonrası kurdaki olası dalgalanma. Kredi kartından nakit avans kullanımının sınırlandırılması kararı gibi yeni önlemlerin olup olmayacağını da bilmiyoruz. Yabancı bankaların ekonomik senaryolarını okuyunca insan ürkmüyor değil. Merkez Bankası’nın rezervlerinin kuru tutmak için erimesi, kırmızı alarm veriyor. Merkez Bankası’nın net rezervi geçen hafta 6.8 milyar dolardan 2.3 milyar dolara düştü. Net rezerv son 21 yılın en düşük seviyesine geriledi.
Herkes tok satıcı olmuş!
Soru işaretleriyle dolu bir dönem. Ama her şeye rağmen 3 yıldır ertelenen bir talep var. 2023’ün bir şekilde böyle geçeceğini görebiliyoruz. Bir parantez de markalara açmak istiyorum. Son dönemde şikayetler iyice arttı. Herkes tok satıcı… En büyük şikayet müşteriyle ilgilenilmemesi hatta daha da ileri gideyim yüzüne bile bakılmaması. Otomobiller yok satınca, müşteri de yok sayılıyor. Unutmamak gerekir ki talep sürekli bu seviyede kalmayacak, kalamaz da. Doyum noktasına gelecek. İşte o zaman markalar, bayiler ne yapacak? 2001 krizinde bazı aylar siftah yapamayan bayileri hatırlıyorum da… Hemen hemen her alanda sıradışı bir dönemden geçtiğimiz kesin. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası gelişmeler yılın ikinci yarısı için mesaj verecektir. Bekleyip, göreceğiz…











