Dünyada koronavirüs salgının ne zaman hız keseceği, vakaların ve hayatını kaybedenlerin sayısının ne zaman azalacağı belirsizliğini korurken, salgın sonrası hayata nasıl dönüleceği de herkesin merak konusu. Yaralar ne zaman sarılmaya başlayacak, hayat nasıl normale dönecek, salgın sonrası iyileşme ne kadar zaman alacak? Her şey eskisi gibi olabilir mi? Hiç kuşkusuz herkesin farklı senaryoları, öngörüleri var. Otomotiv sektörüne bakarsak en iyi ihtimalle ikinci çeyrek tamamen kayıp görünüyor. Fabrikalar işbaşı tarihlerini sürekli erteliyorlar, Nisan sonuna kadar üretim zor gibi. Satışlar her ne kadar online ortamda yapılmaya çalışılsa, ‘Şimdi al 4 ay sonra ödemeye başla’ gibi cazip kampanyalar düzenlense de tüketicilerin öncelikleri farklı. Herkes can ve iş derdinde. Zaten markaların stokları da yok denecek kadar az.
Talep patlaması yaşanır mı?
Bir kısım ‘Toparlanma 1 yıl sürer’ diyor, bazıları ‘Türkiye’nin dinamikleri farklı, daha çabuk atlatabiliriz’ görüşünde. Türk halkının krizlere ve olağanüstü gelişmelere biraz daha dirençli olduğu aşikar. Çok değil şöyle bir 6-7 yıl geriye gitsek neler yaşadığımızı hatırlarsınız? Maalesef krizlere, sıradışı olaylara bağışıklık kazanmışız biraz. İyi mi kötü mü tartışılır, çabuk atlatıyoruz. Bu örneği Avrupa’da göremezsiniz. İyimser senaryoda, üçüncü çeyrekte yaraların sarılacağı, dördüncü çeyrekte de bir çıkışın olabileceği konuşuluyor. Tabii bir anda eski tempo görülmeyecek. Çıkış büyük ihtimalle ‘U’ şeklinde gerçekleşecek. Salgın sonrası tüketicilerin özellikle de ailelerin toplum ulaşım yerine kendi otomobillerini tercih etmesi bekleniyor. İmkanı olanlar 0 km, kısıtlı parası olanlar ikinci el otomobil satın almaya yönelecek. Koronavirüsü hafif hasarla atlatmaya çalışan Güney Kore’de bu durum yaşanıyor mesela. Ticaret hayatının normalleşmeye başlaması, işlerin yavaş yavaş açılması, ertelenen talebi ortaya çıkaracak. Bir de son 2 yılda alımlarını öteleyen potansiyel bireysel müşterileri unutmamak gerek. Bunlar bardağın dolu tarafı…
Kafalarda birçok soru işareti de var
Olumsuz senaryoda akıllara birçok soru geliyor. Sanayinin çarklarının ne zaman dönmeye başlayacağı, üretimin eski temposuna kavuşup kavuşamayacağı, temel ekonomik göstergelerin ne zaman iyileşeceği, virüsten en fazla etkilenen hizmet, turizm, perakende gibi sektörlerin yaralarını nasıl saracağı, işsiz kalanların iş bulup bulamayacağı, yeni iş modellerinin ekonomik hayatta neleri değiştireceği, ekonomik güven endeksi ile tüketici güveninin ne zaman yükseleceği, tüketicilerin önceliklerinin ne olacağı? İşte bu tabloya bakınca da ‘İyileşme 1 yıl mı daha mı fazla sürer’ soruları akıllara geliyor. Tahmin yapmak çok zor. Belirsiz ve zor bir süreçten geçiriyoruz, hayatımızın belki de en önemli sınavını veriyoruz. Herkes eski yaşantısına, gündelik hayatına, alışkanlıklarına ve en önemlisi sevdiklerine ve ailelerine sağlıklı bir şekilde kavuşmanın hayallerini kuruyor. Umarım o günler çok yakındır…











