Tüm dünya 1 aydır savaşla yatıp kalkıyor. Binlerce insan hayatını kaybederken, zorlu insani koşullar Orta Doğu’da nefes almayı iyice zorlaştırmış durumda. Savaşın uzaması halinde Körfez’de büyük bir gıda ve su krizi çıkabilir. Bölgedeki ülkeler içme suyunu büyük ölçüde deniz suyunun tuzdan arındırmasıyla elde ediyor. Birkaç tuzdan arındırma tesisinin vurulması, İran’daki kuraklık problemi, savaşın insanı boyutunun önemini gözler önüne seriyor.
Ekonomik kayıplar için de uzun bir liste yapmak gerekiyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi maliyet artışlarına neden oluyor. Bu da zam furyasını beraberinde getiriyor. Piyasalar ABD Başkanı Donald Trump’ın her gün birbiriyle çelişen açıklamalarıyla sarsılıyor. Küresel piyasalar o kadar oynak ki güvenli liman kalmamış görünüyor. 110 doların üzerinde seyreden Brent petrol fiyatları, yüksek enflasyon, düşük büyüme ve faiz artışlarının habercisi. Özellikle enerjide dışa bağımlı Avrupa’yı sıkıntılı günler bekliyor. Doğalgaz, LNG fiyatları politik ve ekonomik olarak dalgalı bir dönemden geçen AB’nin işini daha da zorlaştıracak. ABD’de benzin fiyatlarının 4 dolara bulması Kasım seçimleri öncesi Trump’ın hiç hoşuna gitmeyecektir. Akaryakıt fiyatları Amerikan halkının en fazla dikkat ettiği konulardan biridir.
Pazar neden vites düşürdü?
Savaşın gölgesinde otomotiv satışları Mart ayında frene bastı. Savaşın psikolojik etkisinin yanı sıra Ramazan ve Şeker Bayramı, temponun azalmasına neden oldu. Beklentiler binek otomobil ve hafif ticari araç satışlarının Mart’ta 101 bin adetle son 4 yılın en zayıf Mart ayı satışları ortaya çıktı. Savaşın uzaması tüketici güvenini etkileyecek, nakitte kalmak isteyecektir. Bu yüzden ikinci çeyrek bir miktar zor geçebilir. Unutmamak gerekir ki savaş bitse bile her şey bir anda eskisine dönmeyecektir. Maliyet artışlarının otomobil fiyatlarına yansıyacağını ekleyelim. Faizlerin yüksek kalmaya devam etmesi ise kimsenin arzu etmediği bir gelişme. İnsan ister istemez ‘Savaş otomotiv pazarını etkiler mi?’ riskini akla getiriyor.
Elektrikli ve hibride ilgi artar mı?
Benzin-dizel fiyatlarındaki yükseliş otomobil satın almak isteyenlerin tercihlerini de değiştirecektir. Her ne kadar Türkiye eşel mobil sistemiyle fiyat artışları frenlenmeye çalışsa da motorinin litresi 80 liraya, benzinin litresi 65 liraya dayandı. Pompaya gelen her zam hayatı iyice zorlaştırıyor. Motorinin litresinin 2 euroya geldiği Avrupa’da dijital platformda elektrikli ve hibrit otomobil arayanların oranında kayda değer artışlar var. Türkiye’de zaten elektrikli ile hibride yoğun ilgi vardı, son gelişmelerden sonra benzinli-dizel modellerden uzaklaşanların sayısı artacaktır. Hiç kuşkusuz İstanbul başta olmak üzere büyük metropollerde artan akaryakıt fiyatlarına karşın trafikte bir azalma olmadığı da ortada. Yaşadığımız dönem ulu önder Atatürk’ten miras kalan ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin ne kadar doğru ve vizyoner olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatıyor.











